Her konuda gittikçe eskiye özlem duyuyoruz değil mi? İstanbul’da ne yazık ki tarihi mekanlar pek korunamıyor belki de özlemimizin en büyük sebebi bu. Çukurcuma ise o tarihi Beyoğlu yapılarının bozulmadan restore edilerek güzelleştirilen ender semtlerinden biri.

İstiklal Caddesi ve Cihangir arasında kalan Çukurcuma’da neredeyse bütün binalar tarihi bir hava taşıyor. Her sokakta en az bir binanın üzerinde sarmaşıklar, sokaklarda ise bitki cenneti görmeniz mümkün. Çukurcuma’nın daracık sokaklarında her an güzel bir sürprizle karşılaşabilirsiniz o yüzden en iyisi uzun uzun yürüyerek bu semti keşfetmek.

Burada; otantik kafeleri, eski oyuncaklar satan dükkanları, vintage ürünleri, art deco eşyaları ve retro mobilyacıları bulabilirsiniz. Bu yazıda ise benim favorim 3 mekandan bahsedeceğim sizlere!

Kendine ait bir ruhu olan “Magritte”

magritte

Çukurcuma’da Cezayir ve Müz’ün arasında kalan bu yerde kendinizi adeta evinizdeki gibi rahat hissedeceksiniz. Sakin bir ortam, şahane ev sahipliği yapan çalışan arkadaşlar, lezzetli yiyecekler ve keyifli bir dekorasyon sizleri bekliyor. Binadaki eski mimari, tasarımlardaki eski tarz, modernizmle buluşmuş ve böylece eski ve yeninin sentezine gitmek heyecan verici olmuş. Mekanın tarzı, objelerin tarzı hatta çalışan arkadaşların tarzı bile uyum içinde 🙂 Çukurcuma’daki Magritte’e köpeğimiz Oreo ile rahatça gidebildiğimiz için de ayrı severim. Ayrıca burada beğendiğiniz her türlü objeyi de satın almanız mümkün. En kısa zamanda gitmenizi öneririm.

Hem botanik cenneti hem de cafe: Müz

muz

Çukurcuma’da Cezayir sokağının girişindeki caddede yer alan Müz, bitki tasarımları ve kahveyi bir araya getiren huzurlu bir mekan. Ortamda Petra kahveler, çay çeşitleri ve brownie bulmanız mümkün. Az ve öz diyebiliriz bu lezzetlere. Yemyeşil bir mekan ve taşlarını, bitkisini, saksısını kendi isteğinize göre seçebileceğiniz çeşit çeşit çiçekleri var. Mekanda bitkiler doğal bir dekorasyon oluşturmuş. Onun dışında Yuka tasarımlarını da buradan alabiliyorsunuz. Bu küçücük mekanda zaman nasıl geçiyor anlamıyorsunuz bile. Alt katta ise atölye çalışmaları düzenleniyor. Teraryum çalışmaları en çok tercih edilenlerden, haberiniz olsun.

Kahvaltının adresi “Cuma Cafe”

cuma-cafe

Çukurcuma’nın tarih kokan atmosferini gayet iyi yansıtıyor burası. Binanın tarihi yapısını bozmadan harika dekore edilmiş bir mekan. Her gittiğimde, bahçesinde oturduğum zaman kendimi Cunda Adası’ndaymış gibi hissettiğim bir yer. İçerisi de küçük ama gayet güzel objelerle dekore edilmiş. Gelelim kahvaltısına… Özellikle pancake konusunda oldukça başarılı bir yer diyebilirim. Onun dışında ev yapımı reçelleri, yumurtalarının güzelliği, şarküteri ürünlerinin lezzeti gerçekten büyüleyici. Tatlıları da ayrıca denenmeli, özellikle elmalı crumble müthiş!

TRENDBOOK’UN NİŞANTAŞI’NDAKİ FAVORİ DURAKLARI!